Hamburg ve Çevresi Atatürkçü Düşünce Derneği

2010.08.04 Anayasa değişikliğine HAYIR !

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

ANAYASA  DEĞİŞİKLİĞİNE  HAYIR!

REFERANDUMDA  “HAYIR” DİYELİM!

 

12 Eylül 2010 günü referandum yani halk oylaması  için sandık başına gideceğiz. İktidar partisi AKP tarafından hazırlanarak, yine TBMM’nde çoğunluğu oluşturan AKP’li milletvekilleri tarafından kabul edilmiş olan Anayasa değişiklikleri bizim hangi sorunumuzu çözüyor? Bugün en önemli sorunumuz, iş ve aş sorunudur.12 Eylül günü sandık başına bu sorunlara çare bulmak için mi gideceğiz.? Bu sorunun yanıtı “hayır” dır. Anayasa değişiklikleri bizim değil,  iktidarda olanların  çıkarları için yapılmıştır. Aksi olsaydı iktidarda bulunanlar bizim de görüşlerimizi ve istemlerimizi alırlar ve ona göre hareket ederlerdi. Çünkü anayasalar toplumun tüm kesimlerinin uzlaşma metinleridir.

 

DEMOKRATİK ANAYASALAR

TÜM YURTTAŞLARIN GÖRÜŞLERİ ALINARAK YAPILIR 

 

Anayasalar, işçisi - köylüsü, memuru-serbest çalışanı, genci-yaşlısı ile tüm yurttaşların ortak yaşama koşullarını düzenleyen metinlerdir. Bu nedenle, demokratik bir anayasa, tüm yurttaşların ve kurumların görüş ve önerileri dikkate alınarak hazırlanmak zorundadır. Bugün oyumuza sunulan bu değişiklikler konusunda yurttaşlar olarak bizim görüşümüz alınmamıştır. Hatta değişikliklerin ne olduğu hakkında dahi geniş kesimlerin bilgisi yoktur. Oysa bilgi verme ve aydınlatma,  iktidarda olanların görevi, yurttaşların ise görevidir. Oy kullanma hakkı da bilgilenme hakkı ile anlam kazanır. Bilgimiz olmayan bir konuda, birilerinin işareti ile karar vermek,  sürü  sayılmayı kabul etmektir. Bugün, Anayasa’da yapılan değişiklikler, tüm hukuk kurumlarını ve yargıçları ayağa kaldırmış görünüyor. Onların itirazına kulak vermemiz gerekir. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısı değişiyor. Bu değişiklik, bağımsızlığı değil bağımlılığı artırıyor. Bu ne demektir?

YARGI BAĞIMSIZ DEĞİLSE, HAKSIZLIK ÇOĞALIR

Yönetenlerle, yönetilenler, adil ve eşit bir yaşam için kabul ettikleri anayasaya uymak zorundadırlar. Bu kurallara uymayanları yargılayacak olan yasalar, anayasa esas alınarak hazırlanır. Anayasaları temel alan yasaları uygulayanlar, mahkemeler kanalı ile yargıçlardır. Yönetenlerin ve yönetilenlerin hukuka aykırı davranışlarını onlar yargılar. Yargı, demokrasinin ve adil bir düzenin en önemli dayanağıdır. Yargı, yönetenlerden bağımsız değilse orada yurttaşların hakkının korunması olanaksız hale gelir. Haksızlık alır, yürür. Böyle bir ortamda haksızlık yapan, sömüren ve arkası kuvvetli olan palazlanır. Halk ise daha da yoksul düşer ve ayak altında kalır.

ADALET TERAZİSİ GÜÇLÜNÜN ELİNE VERİLİYOR

Yukarıda da söylediğimiz gibi, bugünün acil sorunu  ekonomiktir. İşsizlik iki evden birinin kapısını çalmış durumdadır. Hepimiz önümüzdeki ekmeğin biraz daha büyümesini, çocuklarımızın karnının doymasını, okumasını, daha da sağlıklı olmasını istiyoruz. Yönetenlerden de istediğimiz budur. Anayasalarda bir değişiklik yapılacaksa öncelik, sosyal devlet yapısının güçlendirilmesidir. Bizi işsizliğe mahkum eden  dışa bağımlılığın ve özelleştirmelerin son bulmasıdır. Halkın parasız sağlığa ve eğitim olanaklarına kavuşturulmasıdır. Ama önümüze gelen yasa değişikliğinin temel amacı, adaleti sağlamakla görevli olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun ve Anayasa Mahkemesi’nin yapısını değiştirmek olmuştur. Üstelik bu değişiklik, yargıçları vicdanları ve gerçekle yüzleştirmek yerine, siyasi iradenin, yani yönetenlerin  emrine vermek için yapılmaktadır. Yargıçların üstünde Adalet Bakanı ve Müsteşar  yer almaya devam etmektedir. Bu kurullara yapılan atamalarda, çoğunlukla iktidar söz sahibidir.  Bu değişiklikle, adalet terazisi, güçlünün eline teslim edilmektedir. Oysa biz, bu teraziyi halkın eline vermek istiyoruz. Referandum paketine sıkıştırılmış diğer değişiklikler de halk yararına değildir. Örneğin, memurların toplu sözleşme hakları, kendi iradelerine değil, yargı denetimi dahi yapılamayacak olan uzlaşma  kurullarına devredilmiştir.Grev hakları yoktur.Özellikle sağlık alnında çocuklarının yaşamlarını tehdit eden düzenlemelerin önü açılmaktadır.

 

12 EYLÜLLER’E HAYIR!

Bugün, referandumla önümüze konulan sandıkta, 12 Eylül Anayasası’nın değiştirileceği iddia edilmiştir. Bu iddia gerçek değildir. 12 Eylül’ ü yaratanlara hesap sorulmadan, 12 Eylülün bir ürünü olan dokunulmazlıklar ortadan kaldırılmadan  12 Eylül’le hesaplaşılamaz. Şimdi İktidar, kendi 12 Eylülü’nü yaratmak istiyor.12 Eylül mantığının ünüformalı ya da sivil olması bir fark yaratmayacaktır. Doğru ve adil bir anayasa, halkın ortak iradesinin ürünü olan Anayasa’dır. Biz halkız. Bize sormayan, bize anlatmayan, bize değer vermeyenlere verilecek evet oyumuz yoktur.

 

12 EYLÜL’DE, TÜM 12 EYLÜLLER’E HAYIR DİYORUZ.


 

03.06.2010 Nazım Hikmet'i saygı ıle anıyoruz

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Yaşamak bir ağaç gibi, tek ve hür,
Ve bir orman gibi kardeşçesine,
Bu hasret bizim!

03.06.1963 

Nazım Hikmet'i saygı ıle anıyoruz

 

2010.05.22 Dünya Enerji Politikalari ve Türkiye

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Değerli Arkadaşlar,

 

Aşağıda sizlerle " Uluslararası Ilişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi - TURKSAM " ın Enerji Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. M. Özcan ÜLTANIR ın güzel bir yazısını paylaşmak istedik:

 

"20’nci Yüzyıl Başlarının Hasta Adamı, 21’inci Yüzyılın Başlarında Yol Arayan Adam"

 

Evet, geçen yüzyılın başlarında Avrupa’nın Hasta Adamı komaya girmişken, o hasta bünyeden Mustafa Kemal’in stratejisiyle fışkırarak hayat bulan sağlıklı Türkiye, bugün iç çekişmelerle zaman ve enerji kaybetse de, Atatürk ilke ve devrimlerinin kendisine kazandırdığı bağışıklıkla, elbette bu sorunları alt edecek ve Atasının hedef gösterdiği muasır medeniyet (çağdaş uygarlık) yolunda zirveye ilerleyecek. Artık Hasta Adam yok, bazı baş ağrıları olsa da, kendi ayaklarının üzerinde sağlam basabilen Sağlıklı Adam var ve bir kavşak ağzında, yeni yol arayışında. Bugün dünyanın 17’nci büyük ekonomisi olan Türkiye’nin, ilk 10 içinde yer almaktan çok daha öte, çağdaş uygarlık seviyesinin üzerinde hak ve hukuk zenginliğine ulaşacağı yolu ve uygun aracı seçmesi gerekiyor. Kendi öz benliğine uymayan bir yolla ve araçla gidemeyeceği de görülüyor.

 

Yazinin tamamini görmek icin lütfen tiklayiniz:

 

   

2010.06.06 Gemi Gezimiz

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

 

TEKNE TURU

 

Gençlik ve Spor Bayramı Gemi Gezisi

6 Haziran 2010 Pazar

Saat : 13.30 – 18.30


Aytun Ede`nin Canlı Müzikleri Eşliğinde,

Hamburg Limanında Yukarıda Resmi Görülen “Warsteiner Solar” isimli Gemiyle Yapacağımız Bu Gezide

Bizlerle Birlikte Olmak İstemez misiniz?

 

warsteiner-solar

 

 

Önemli Not :

Yiyeceklerinizi yanınızda getirebilirsiniz.

İçecekler gemide de uygun fiyata satılmaktadır !

Ücreti  :  20,- €

 

 

Biletlerinizi tanıdığınız tüm yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımızdan alabilirsiniz!

 

2010.05.21 19. Mayıs

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

TOPLANTI

ATATÜRK’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışının ve

ulusal kurtuluş mücadelesinin yıldönümü. 

.

Konuşmacı : 

 

Dursun Arı

(AADDB - Almanya Atatürkçü Düşünce Dernekleri Birliği Başkanı)

 

 

Toplantımızda o döneme ait bir video gösterimi ve yeni seçilen AADDB Genel Başkanımızın bir konuşması olacaktır. 

21 Mayıs 2010 Cuma günü Saat 19.00

“TGH Haus”, Hospitalstr. 111, 22767 Hamburg

adresindeki dernek salonumuzda sizleri de aramızda görebilirsek seviniriz.

 

Tüm dostlarımız ve ilgi duyanlar davetlidir.

 

 

Coşkun Coştur

 

Hakan Fidan

HADD Başkanı

 

TGH Gençlik Kolu Başkanı

   

JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

© Verein zur Förderung des Gedankenguts Atatürks in Hamburg und Umgebung e.V. | webdesign: imaj.de